5 Kasım 2012 Pazartesi 0 yorum

Sabur


Çok sabırlı, sabreden, cezayı erteleyen

Cenab-ı Hak buyuruyor:

"Eğer Allah, insanları zulümleri yüzünden cezalandıracak olsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat onları takdir edilen bir müddete kadar erteliyor. Ecelleri geldiği zaman onlar ne bir saat geri kalabilirler ne de öne geçebilirler."  (Nahl, 61) 
"(Ey Muhammed,) Sakın, Allah'ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Ancak, Allah onları yalnızca korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne ertelemektedir." (İbrahim,42)
0 yorum

Reşid

Doğru yolu gösteren
Cenab-ı Hak buyuruyor:
"Rabbimiz! Bize tarafından bir rahmet ver ve işimizde bize doğruyu göster durumumuzdan bir kurtuluş yolu  hazırla!" (Kehf, 10)
"Allah kime hidayet ederse, işte o, hakka ulaşmıştır, kimi de hidayetten mahrum ederse artık onu doğruya  yöneltecek bir dost bulamazsın." (Kehf, 17 )
"Şüphesiz ki Allah, iman edenleri, kesinlikle doğru yola iletir." (Hac, 54)
0 yorum

Varis

Bütün servetlerin gerçek sahibi 
Cenab-ı Hak buyuruyor:
"Şüphesiz biz diriltir ve biz öldürürüz! Ve her şeye biz vâris oluruz." (Hicr, 23)
"Yeryüzüne ve onun üzerindekilere ancak biz vâris oluruz ve onlar ancak bize döndürülürler." (Meryem, 40)
"Biz, refahından şımarmış nice memleketi helâk etmişizdir. İşte yerleri! Kendilerinden sonra oralarda pek az oturulabilmiştir. Onlara biz vâris olmuşuzdur" (Kasas, 58)
0 yorum

Baki

Varlığının sonu olmayan

Cenab-ı Hak buyuruyor:

"Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zâtı bâki kalacak" (Rahman, 27)
"O'ndan başka tanrı yoktur. O'nun zâtından başka her şey yok olacaktır. Hüküm O'nundur ve siz ancak O'na  döndürüleceksiniz." (Kasas, 88) 
Hakk'ın dışındaki her şey fânidir. Yani aslında yok olmayı kabul etmektedir. Allah ona nazarı ve varlık elbisesini feyziyle giydirmeseydi, onun için varlık şerefi mümkün olmazdı. Bulunduğu hal üzere kalır, ortaya çıkmamış olurdu. Demek ki Hakk'ın ona nazarından sonra ancak varlık alemine geçmiş aslında Hakk'ın kendine nazarı ile kendisi için sabit olan yokluk üzere kalmamıştır. 
0 yorum

Bedi

Örneksiz yaratan 

Cenab-ı Hak buyuruyor:

"O, gökleri ve yeri yoktan yaratandır." (Enam, 101)
"Göklerin ve yerin eşsiz yaratıcısıdır. Bir şeyi dilediğinde ona sadece "Ol!" der,  o da hemen oluverir." (Bakara 117)
O, bütün göklerin ve yerin, benzersiz yaratıcısıdır. Bütün ulvî ve sûflî âlemden hiçbiri yokken, örnek olacak, aynîlik ifade edecek kanun, asıl, madde, şekil, nümune, örnek denecek hiçbir şey mevcut değilken, ilk önce bunları benzersiz meydana getiren ve yaratan, her türün ilk ferdini, ilk örneğini yaratıp yoktan vücuda getiren ve böyle icat etme âdeti ve zatına mahsus fiilî sıfatı olan ve bundan dolayı misali, eşi ve benzeri bulunmak ve tasavvur edilmek ihtimali olmayan ve onun varlığı ve icadı olmadan bir yokun vücuda gelmesi ve herhangi bir şeyin var olarak ayakta durması mümkün olmayan yüce yaratıcıdır.
0 yorum

Hadi


İstediğini hidayete erdiren
Cenab-ı Hak buyuruyor:
"Hidayet verici ve yardımcı  olarak Rabbin yeter." (Furkan, 31)
"Allah kimi doğru yola koymak isterse onun kalbini İslamiyet'e açar" (Enam, 125) 
"O, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir." (Nahl, 93)
"Artık Allah dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir." (İbrahim, 4)
"Sen sevdiğini hidayete erdiremezsin; bilakis, Allah dilediğine hidayet verir ve hidayete girecek olanları en iyi O bilir." (Kasas, 56)
0 yorum

Nur

Alemleri nurlandıran, aydınlatan

Cenab-ı Hak buyuruyor:
"Allah, göklerin ve yerin nurudur. O'nun nurunun misali, içinde çerağ bulunan bir kandil gibidir; çerağ bir sırça içerisindedir; sırça, sanki incimsi bir yıldızdır ki, doğuya da, batıya da ait olmayan kutlu bir zeytin ağacından yakılır; (bu öyle bir ağaç ki) neredeyse ateş ona dokunmasa da yağı ışık verir. (Bu,) Nur üstüne nurdur. Allah, kimi dilerse onu Kendi nuruna yöneltip-iletir. Allah insanlar için örnekler verir. Allah, herşeyi bilendir." (Nur, 35)
Gerek duyguya ait ve gerekse akıl ve idrake ait her çeşit karanlıkların zıddı olan vicdan ve sezgide ortaya çıkan dış ve iç tecellî ve doğuşların hepsine de nur denilir.
0 yorum

Nafi


İstediğine fayda sağlayan, O'nun takdiri olmadan kimseye yarar verilemeyen.
Cenab-ı Hak buyuruyor:
"Nimet olarak size ulaşan ne varsa, Allah'tandır, sonra size bir zarar dokunduğunda (yine) ancak O'na yalvarmaktasınız."  (Nahl, 53)
"Şayet Allah sana bir zarar dokunduracak olursa, O'ndan başka bunu giderecek yoktur. Sana bir iyilik dokunduracak olursa da O, herşeye güç yetirendir." (Enam, 17)
0 yorum

Darr


Sıkıntı ve zorluk veren şeyleri yaratan
Cenab-ı Hak buyuruyor:
"Nimet olarak size ulaşan ne varsa, Allah'tandır, sonra size bir zarar dokunduğunda (yine) ancak O'na yalvarmaktasınız." (Nahl,53) 
"Şayet Allah sana bir zarar dokunduracak olursa, O'ndan başka bunu giderecek yoktur. Sana bir iyilik dokunduracak olursa da O, herşeye güç yetirendir." (Enam,17)
Menfaatleri ve mazaaratları yaratan, ancak Allah'tır. 
0 yorum

Mani

Dilediğini engelleyen
Cenab-ı Hak buyuruyor:
"Allah'ın insanlara açacağı herhangi bir rahmeti tutup hapseden olamaz. O'nun tuttuğunu O'ndan sonra salıverecek de yoktur."  (Fatır, 2)

"De ki: 'Öyleyse bana bildirin, Allah bana bir zarar vermek  isterse, Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, O'nun verdiği zararı  giderebilir mi? Yahut bana bir rahmet dilerse, O'nun rahmetini önleyebilir mi?' " (Zümer, 38)
Resulullah buyuruyor: "Ey Allahım! Senin verdiklerine mani olacak, mani olduklarını da verecek kimse yoktur." 
0 yorum

Muğni


Dilediğini zengin eden 
Cenab-ı Hak buyuruyor: 
"Zengin eden de yoksul kılan da O'dur." (Necm, 48 )

"Seni fakir bulup zengin etmedi mi?" (Duha, 8)
Allah, kendiliğinden zengindir. Mutlak zengin, hiçbir şeye ihtiyaç duymayan Allah'tır. O'nun dışındaki her şey, kendiliğinden O'na muhtaçtır.
0 yorum

Gani

Çok zengin, hiçbir şeye muhtaç olmayan
Cenab-ı Hak buyuruyor:

"Ey insanlar! Allah'a muhtaç olan sizsiniz. Zengin ve övülmeye lâyık olan ancak O'dur." (Fatır, 15)

"O'nun ihtiyacı yoktur. Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur." (Yunus, 68)
"Biliniz ki Allah zengindir." (Bakara, 267)
0 yorum

Câmi

İstediğini istediği zaman istediği yerde toplayan 
Cenab-ı Hak buyuruyor:

"Elbette sizi kıyamet günü toplayacaktır." (Nisa, 87)

"Elbette Allah, münafıkları ve kâfirleri cehennemde bir araya getirecektir." (Nisa, 140)

"Sûr'a da üfürülmüş, böylece onları bütünüyle bir araya getirmişizdir." (Kehf, 99)
0 yorum

Muksit


Adaletle hükmeden
Cenab-ı Hak buyuruyor:
"Allah, hakimlerin hakimi değil midir?" (Tin, 8)

"O hakimlerin en iyisidir." (Araf, 87)
Kul, verdiği ve vereceği hükümlerde adaletli olmak amacıyla bu isme ihtiyaç duyar. 
0 yorum

Zü'l - Celali Ve'l - İkram

Ululuk ve ikram sahibi 
Cenab--ı Hak buyuruyor.
"Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zâtı bâki kalacak." (Rahman, 27)
"Büyüklük ve ikram sahibi Rabbinin adı yücelerden yücedir." (Rahman, 78)
Resulullah buyuruyor: "Yâ Ze'l-celâli ve'l-ikram'ı sıkça tekrarlayın"
Bütün azamet ve ikramlar Allah'a aittir. Bütün iyilik ve ikramlar O'ndan kaynaklanır. O'nun genelde insanlara, özelde dostlarına ikramının sınırı yoktur.
0 yorum

Malikül Mülk

Mülkün ebedi sahibi
Cenab-ı Hak buyuruyor:
"De ki: Mülkün gerçek sahibi olan Allah'ım! Sen mülkü dilediğine verirsin ve mülkü dilediğinden geri alırsın." (Ali İmran, 26)
"Mutlak hakim ve hak olan Allah, çok yücedir. O'ndan başka tanrı yoktur, O, yüce Arş'ın sahibidir." (Müminun, 116)
"Oldukça kudretli, mülkünün sonu olmayanın yanında doğruluk makamındadırlar." (Kamer, 55)
Allah, mülkün gerçek sahibidir, ebedi sahibidir. Bütün her şey O'nun mülküdür. "Mülk de O'nun, hamd de O'nun." 
0 yorum

Rauf


Çok şefkat ve merhamet gösteren, çok esirgeyen, kolaylık sağlayan
Cenab-ı Hak buyuruyor: 
"O, onlara karşı çok şefkatli, pek merhametlidir." (Tevbe, 117)
"Eğer Allah'ın üzerinizde fazlı ve rahmeti olmasaydı, azabınızı çarçabuk verirdi. Gerçekten Allah Rauf'dur, Rahim'dir." (Nur, 20)
"Allah insanlara karşı şefkatli ve merhametlidir." (Bakara, 143)
"Muhakkak Rabbiniz Rauf'dur, Rahimdir" (Bakara, 207)
Rauf'un anlamı ilk anda "Rahim" kelimesinin anlamıyla  aynı gibi  görünüyorsa da, Kuran-ı Kerim'de geçtiği yerlerde Cenab-ı Hakk iki sıfatı da beraber zikrettiği  durumlarda Rauf'u Rahim'den önce buyurmuştur. 
0 yorum

Afüvv

Affeden, bağışlayan 
Cenab-ı Hak buyuruyor:
"Hakikaten Allah çok bağışlayıcı ve mağfiret edicidir." (Hac, 60)
"Doğrusu Allah günahların hepsini bağışlar. Çünkü O, bağışlayandır, merhametlidir." (Zümer,53)
"Bil ki Rabbin, affı bol olandır " (Necm, 32)

Afüv kelimesi, kur'an'da; toplam beş ayette geçip dört yerde buna yakın bir mana ifade eden "el-Gafur" ismiyle, bir yerde ise "el-Kadir" ismiyle birlikte kullanılmıştır. Afüv, kullarının hataları ve günahları nedeniyle oluşan izleri silen ve onları cezalandırmayandır. Kullar işeledikleri günahları terk edip tevbe ettiklerinde ve Allah'tan bağışlanma dilediklerinde, Allah onların bu  günahlarını affeder ve hatta onları iyiliklere çevirir.
0 yorum

Müntekim


İntikam alan 
Cenab-ı Hak buyuruyor:
"Biz de âyetlerimizi yalanlamaları ve onlardan gafil kalmaları sebebiyle kendilerinden intikam aldık ve onları denizde boğduk." (Araf, 136)
"Allah'ın ayetlerini tanımayanlara şüphesiz şiddetli bir azap var. Öyle ya, Allah'ın izzeti var, intikamı var." (Ali İmran, 4)
"Fakat biz büyük bir şiddetle yakalayacağımız gün, kesinlikle intikamımızı alırız." (Duhan, 16)
"Allah daima galiptir, öç alandır." (Maide, 95)
"Onlardan, sırf, azîz ve hamîd olan Allah'a iman ettikleri için intikam aldılar." (Buruc, 8)
Müntakım, isyan edenlerin belini büken, emir ve yasakları çiğneyenleri ve azgın tağutları türlü uyarılardan ve kendilerine süre tanıdıktan sonra şiddetli cezalarla cezalandırandır. O'nun intikamı, acilen cezalandırmaktan daha ağırdır. Çünkü acil ceza, kişinin daha fazla günah işlemesine mani olur. Bu da kendisinden şiddetli intikam alınmasını önler.
0 yorum

Tevvâb


Tövbeleri kabul eden
Cenab-ı Hak buyuruyor:
"Allah tevbeleri kabul eden ve merhameti bol olandır." (Bakara, 37)
"Allah sizin tevbenizi kabul etmek ister." (Nisa, 27)
"O, kullarının tevbesini kabul eden, kötülükleri bağışlayan ve yaptıklarınızı bilendir." (Şura, 25)
"O, günahı bağışlayan, tevbeyi kabul eden." (Mümin, 3)
"Allah   tevbeyi çok kabul eden, pek esirgeyendir." (Tevbe, 118)
"Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz." (Nur, 31)
0 yorum

Müta'ali


Pek yüce, yüceler yücesi, aklın alabileceği herşeyden pek yüce
Cenab-ı Hak buyuruyor.

"O, görüleni de görülmeyeni de bilir; çok büyüktür, yücedir." (Rad, 9)
"O, yücedir, büyüktür." (Bakara, 255)
"Yüce Rabbinin adını tesbih et." (Ala,1)
Allah'ın yüceliğinin üstünde hiçbir yücelik yoktur. Allah, her üstün ve yüksek makamın daha üstündedir.
0 yorum

Berr


Mahlukatına lütfu ve keremi bol olan

Mevlamız bize bol kazançlar ihsan eylemektedir. Bire on, bire yediyüz ve bire karşı hesapsız. O'nun ihsanına nihayet yoktur. Sevaba on ve işlenen günaha karşı bir karşılık yazdıran Allah'ımızın bize ne kadar ihsanda bulunduğunu anlamak kolaydır. Bütün bunlar Rabbimizin birer ikramıdır.

O, ihsanda bulunandır. Her iyilik ve ihsanın ana kaynağı O, olduğundan mutlak iyilik sahibi ancak ve ancak O'dur.
0 yorum

Vâlî

Bütün varlıkları idare eden

Vali adının muhtevasında, alemdeki oluşumla ilgili bütün isimlerin kullanımı bulunmaktadır. 
Vali varlıkların bütün işlerini kendi üzerine alan demektir. Yüce Kelâm'daki "O, her an yeni bir tecellidedir" (Rahman,29) ayeti buna delalet etmektedir. O'nun idaresi bir plan dahilindedir. Kimseye zulmetmez, kimseyi incitmez ve ağlatmaz. O'nun idare etmesi kendi kudretiyledir. Valiliği mutlaktır, şarta bağlı değildir. 
0 yorum

Bâtın

Gizli bulunan

Cenab-ı Hak buyuruyor:

"O Evvel'dir, Ahir'dir, Zâhir'dir, Bâtın'dır." (Hadid, 3)

Allah Teâlâ'nın varlığı, hem aşikar hem gizlidir.

Cenab-ı Hakk'ın Batın oluşu bize göredir. Çünkü biz O'nu ancak sıfatlarıyla tanır ve biliriz. Zatını bilmemize imkan yoktur. O'nun varlığını ancak kendisi bilir. Özün özü O'dur, varlığı varlığının içinde gizlidir.
0 yorum

Zahir

Görünen, varlığı aşikar olan

Cenab-ı Hak buyuruyor:

"O Evvel'dir, Ahir'dir, Zâhir'dir, Bâtın'dır." (Hadid, 3)

Zâhir, varlığı her şeyde açıkça görülen demektir. Çünkü her şey O'nun varlığına delildir. Hiçbir şey yoktur ki varlıkta ortaya çıkarken daha evvel O'nun varlığını isbat etmiş olmasın. Mamafih her görüneni de O zannetmemelidir. Çünkü O, âşikâr olmakla beraber gizlidir de. Duygularla hissedilemeyip hayal ile algılanamayacağı gibi, varlığının hakikatı da, akılların idrak ve kavrayışına sığmaktan münezzehtir. Binaenaleyh O'nun için ne yalnız Zâhir ne de yalnız Bâtın diye hükmetmemeli, hükmü, âtıftan sonraya bırakarak "Zâhir ve Bâtın" demelidir.
0 yorum

Ahir

Sonu olmayan

Cenab-ı Hak buyuruyor:
"O Evvel'dir, Ahir'dir, Zâhir'dir, Bâtın'dır. O, her şeyi bilendir." (Hadid, 3)
Hiç bir şey yok iken Allah vardı ve her şey yok olduktan sonra Allah yine var olacaktır. 
"O'nun zâtından başka her şey helak olacaktır..." (Kasas,88), 
"Yer yüzünde bulunan her canlı yok olacak, ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zâtı bâki kalacak." (Rahmân, 26,27)
0 yorum

Evvel

Herşeyin ilki olan
Cenab-ı Hak buyuruyor:

"O Evvel'dir, Ahir'dir, Zâhir'dir, Bâtın'dır." (Hadid, 3)
Cenab-ı Hak yaratmayı başlatan ve sürdürendir. Bütün mükevvenatı var eden, bütün nesne  ve olayları icad edip ortaya çıkarandır. Her şeyden evveldir. Bir evveli, bir öncesi  yoktur.

Başlangıcı yoktur ve her şeyin ilkidir. Çünkü varlıkların hepsinin başlangıcı ve hepsini ortaya çıkarandır. Ve son, hepsinin yok olmasından sonra O, bâkidir 
0 yorum

Muaahhir


Dilediğini bir hikmetten dolayı erteleyen
Mukaddim ve Muahhir isimlerinden birini zikretmeden yalnız ötekiyle dua etmek caiz değildir. Her ikiside Allah'ın fiili sıfatlarındandır. Dilediğini öne alan, dilediğini arkada bırakan O'dur. Geri bıraktığını öne  çıkarmaz, öne çıkardığını da geriye bırakmaz.

Allah'ın kullarının teşebbüslerini bazen onların beklentilerine uymayacak şekilde ertelemesinde mutlaka derin hikmetler vardır. O'nun takdirini saygı ile karşılayıp bu ertelemeyi O'ndan olduğu bilinciyle kabul etmek lazımdır. İşte bu kulluktur.
0 yorum

Mukaddim

Dilediğini maddii manevi nimetler verip öne geçiren
Yüce Allah, istediği kimseleri önegeçirir. Bu öne geçirmedini konularda olduğu gibi yaradılış ve maddi konularda da olur. Yüce Allah, canlıların kimini önce, kimini de sonra yaratmıştır. Kimine zenginlik vermiştir, kimine vermemiştir.

Mukaddim ve Muahhir isimlerinden birini zikretmeden yalnız ötekiyle dua etmek caiz değildir. Her ikiside Allah'ın fiili  sıfatlarındandır. Dilediğini öne alan, dilediğini arkada bırakan O'dur. Öne alınan kimse yüksek mertebeler çıkar. Geri bırakılan ise en aşağı mertebelere iner. Geri bıraktığını öne çıkarmaz, öne çıkardığını da geriye bırakmaz. Bu iki ismi birlikte zikretmek, ayrı zikretmekten daha güzeldir.
0 yorum

Muktedir

İktidarı ve kudreti sonsuz olan ve herşeye muktedir bulunan
Cenab-ı Hak buyuruyor:
"Allah, her şey üzerinde iktidar sahibidir." (Kehf, 45)
"Biz de onları güç ve kudretimize lâyık bir şekilde yakaladık." (Kamer, 42)
"Peki Allah'ın, ölüleri tekrar diriltmeye gücü yetmez mi?" (Kıyamet, 40)
Muktedir, gücünü fiillerle ortaya koyup gösterendir. Allah'ın gücü yettiği halde yapmadığı nice fiilleri vardır. Eğer dilerse bunları yapabilir.O, dilediğini yapandır, Hiç  kimse O'na mani olamaz. hiçbir güç O'nu aciz bırakamaz. Kudreti her şeyi kuşatan O'dur. Kul, böylesine güçlü olandan nimet  ummalı,  intikam almasından korkmalıdır. 
0 yorum

Kâdir

Kudreti herşeye ulaşan
Cenab-ı Hak buyuruyor:

"Şüphesiz Allah her şeye kadirdir." (Bakara, 148)

"Evet O, her şeye kadirdir." (Ahkaf, 33)
Yerde ve gökte ne varsa hepsine kudreti yetiyor ve artıyor. Bildiğimiz ve bilmediğimiz alemlerin tümüne ve onların hareketlerine  intizam sağlayan şüphesiz Hz.Allah'tır. 
0 yorum

Samed

Varlıkların ihtiyaçlarının varacağı ve bitirileceği yer

Cenab-ı Hak buyuruyor:

" De ki: O, Allah birdir. Allah sameddir." (İhlas, 1-2)

Samed ismi, Kur’ân’ın göğsüne tek sıra dizilmiş inci taneleri gibi duran İhlas ayetleri içinde bir “dürr-ü yekta”dır, eşsiz bir incidir. İhlas’ı Kur’ân içinde özel yapan sır her ne ise, Samed’i İhlas’a özel kılan sır da o olmalıdır. Çünkü, Kur’ân’da Samed ismi sadece İhlas Sûresinde geçer. İhlas Sûresi, içinde Samed ismi olduğu için “İhlas” olmuş olmalı. Samed ismi de, “İhlas”ın içinde yer aldığı için anlamını bulmuş olmalı.
0 yorum

Vahid

Bir olan, zat ve sıfatlarında ve isimlerinde ortağı bulunmayan.
Cenab-ı Hak buyuruyor:
"De ki: O, Allah birdir." (İhlas, 1)
"Yemin ederim ki, ilâhınız birdir." (Saffat, 4)
"O ancak bir tek Allah'tır." (Enam, 19)
"Tek ve kahhâr olan Allah'tan başka bir tanrı yoktur." (Sad, 65)
"İlâhınız bir tek Allah'tır. O'ndan başka ilâh yoktur." (Bakara, 163)
Allah'ın, zatında, sıfatlarında ve fiillerinde bölünmesi ve sayısının artması söz konusu olmayan ve bir ve tek olduğunu ifade eden ismidir.
Ezelde yalnız Allah vardı. Başka hiçbir şey yoktu. Hz.Peygamber bir hadislerinde bu anlama şöyle işaret etmiştir. 
0 yorum

Mâcid

Şanlı, namlı

Bu isme olan ihtiyaç, Allah katındaki bütün şerefli makamlara ulaşmak adına duyulan bir ihtiyaçtır.

Mevla'nın kullarına verdiği nimetler ölçüsüzdür. Çünkü O, sevdiği kullarına ölçüsüz verir, karşılıksız ikram eder ve dilediği an onları mağfiret buyurur. Zira O'nun ihsanı boldur. Bunu bilmek ve O'na şükretmek lazımdır.
0 yorum

Vacid

İstediği an arzu ettiğini bulan

Bu isim Kur'an'da zikredilmemiştir.

Vâcid kelimesi, bulan, vücuda getiren, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan anlamına gelir. Yüce Allah istediği şeyi, istediği canlıyı istediği zaman bulur, hükmünü infaz eder. Bir şeyi bulmak için, meydana getirmek için O'nun zamana, mekana, plana veya başka bir şeye ihtiyacı yoktur. Hiçbir canlı O'ndan gizlenemez. Hiçbir şey O'ndan kaçamaz. O'nun hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. Her şey O'na muhtaçtır.
0 yorum

Kayyum


Bütün mahlukatı var kılıp varlığını devam ettiren
Cenab-ı Hak buyuruyor.

"Allah, O'ndan başka tanrı yoktur; O, hayydir, kayyûmdur. " (Bakara, 255)

"Ölümsüz ve daima diri olan Allah'a güvenip dayan." (Furkan, 58)
Allah zatı ve yüceliği ile vardır; her şeyin var olması, varlığını sürdürmesi, ayakta durması O'nun varlığına bağlıdır. 
0 yorum

Hay

Her zaman diri 
Cenab-ı Hak buyuruyor:
"Ölümsüz ve daima diri olan Allah'a güvenip dayan. " (Furkan, 58)
"Bütün yüzler, diri ve her şeye hakim olan Allah için eğilip boyun bükmüştü." (Taha, 111)
"O daima diridir." (Mümin, 65)
"Hay ve kayyûm olan Allah'tan başka ilâh yoktur." (Ali İmran, 2)
Hay, her yönleriyle tam bir hayata sahip olan demektir. İşitme, görme, güçlü ve irade sahibi olmanın yanında diğer zati sıfatlara da sahip olan ve eksiksiz bir hayatın bütün anlamlarını kendinde toplayan kimsedir. 
0 yorum

Mümit

Öldüren, ölümü yaratan
Cenab-ı Hak buyuruyor:
"Nerede olursanız olun ölüm size ulaşır..." (Nisa, 78)
"Her canlı, ölümü tadar..." (Enbiya, 35) 
"De ki: Sizin kendisinden kaçtığınız ölüm, muhakkak sizi bulacaktır..." ( Cuma, 8 )
Mümit, isim olarak Kur'an'da geçmez, fiil olarak geçer. Mümit, canlı varlıkları öldürendir. Allah ölüm ile sağlıklı ve güçlü olanların gücünü yok eder. O, her şeyi yaşatan ve öldüren, her şeye kadir olandır. Allah, yaşatma sıfatı ile övündüğü gibi, öldürme sıfatı ile de övünür. Bu, hayır ve şerrin, yarar ve zararın yalnız O'ndan geldiğini, mülkünde hiçbir ortağı  bulunmadığını, yalnız kendisinin, bâki ve ebedi olduğunu, kendisinin dışındaki bütün varlıkların fani olduğunu bilmemiz içindir. Her müslüman, mutlak olarak yalnız Allah'ın yaşatan ve öldüren olduğunu bilmeli ve inanmalıdır.
0 yorum

Muhyi

Hayat veren, dirilten.
Cenab-ı Hak buyuruyor:
"Şüphesiz biz diriltir ve öldürürüz. Dönüş de ancak bizedir." (Kaf, 43)
"Ve O, yaşatan ve öldürendir;"(Müminun, 80)
"Kendi yaratılışını unutarak bize karşı misal getirmeye kalkışıyor ve: "Şu çürümüş kemikleri kim diriltecek?" diyor. De ki: Onları ilk defa yaratmış olan diriltecek. Çünkü O, her türlü yaratmayı gayet iyi bilir." (Yasin,78-79)
"Şüphesiz O, ölüleri de mutlaka diriltecektir." (Rum, 50)
Hayatı yaratan, canlılığı meydan getiren, ölüleri  dirilten, can veren ve canlandıran. 
İnsanoğlu bugüne kadar bir tek canlı yaratamamıştır.
0 yorum

Muid

Öldükten sonra tekrar dirilten

Cenab-ı Hak buyuruyor:
"Başlangıçta insanları yaratan O'dur. Mahşerde de yaratacak O'dur. "Allah'ın  rahmetinin eserlerine bir bak: Arzı, ölümünün ardından nasıl diriltiyor! Şüphesiz O, ölüleri de mutlaka diriltecektir. O, her şeye kadirdir." (Rum, 50)
"Senin yeryüzünü kupkuru görmen de Allah'ın âyetlerindendir. Biz onun üzerine suyu indirdiğimiz zaman, harekete geçip kabarır. Ona can veren, elbette ölüleri de diriltir. O, her şeye kadirdir." (Fussilet, 39)
0 yorum

Mübdi

Maddesiz ve örneksiz yaratıcı, yoktan yaratıp  var eden

Cenab-ı Hak buyuruyor:
"Çünkü O, ilkin var eden, (sonra dirilterek) döndürecek olandır." (Buruc, 13)
"Yaratmayı başlatan, sonra onu iade edecek olan O'dur; bu O'na göre pek kolaydır. Göklerde ve yerde en yüce misal O'nundur. O, güçlü ve üstün olandır, hüküm ve hikmet sahibidir." (Rum, 27)
0 yorum

Muhsi

Her şeyin sayısını, teferruatıyla bilen.
Cenab-ı Hak buyuruyor:
"(Allah) onların nezdinde olup bitenleri çepeçevre kuşatmış ve her şeyi bir bir saymıştır." (Cin, 28)
Muhsi, Hakk'ın her şeyi tek tek ve bütün ayrıntılarıyla bilmesi demektir.

Kul, Cenab-ı Allah'ın muhafazasını emrettiği hususların kendisindeki mevcudiyetini korumak için bu isme ihtiyacını hisseder.
0 yorum

Hamid

Hamd edilen, övülen, övgüye layık bulunan, öven

Cenab-ı Hak buyuruyor:

"O'dur ki, onlar umutlarını kestikten sonra yağmuru indirir ve rahmetini serip-yayar. O, Veli'dir, Hamid'dir." (Şura, 28)
Hamid, hamd edilmeyi hakeden, hamda layık olandır. Çünkü O, vardı ve bütün varlıkları ve insanı yoktan var etti. Sonra iki üstün nimeti akıl ve hayatı insanda topladı. sonra ona sayısız nimetler verdi ve onu, bütün varlıklara üstün kıldı. Ona çalışma izni  verdi. O halde O2ndan başka kim hamd edilmeye hak eder? Kim O'nun kadar hamde layık olur? Hayır bütün övgüler ve hamdler sadece O'nadır, başkasına değil. Bütün bu minnet ve bağışlar başkasından değil sadece O'ndandır. 
0 yorum

Veli

Mü'minlere dost, yardım eden, destek  veren 
Cenab-ı Hak buyuruyor:

"Allah, iman edenlerin Veli'si'dir, Onları karanlıklardan nura çıkarır..." (Bakara, 257)
"Allah, iman edenlerin Veli'si'dir; kâfirlerin ise, velisi yoktur." (Muhammed, 11)
Kur'an-ı Kerim'de 13 yerde geçmektedir.
Mümin ve salih kullarını seven, onlara dost ve sahip olan, onlara hayır yollarını açan ve bu hususta kendilerini başarılı kılan. O'nun salih kulları için Veli oluşu bir vakıadır; mümin ve müttaki insanların hayat tecrübelerinde onlara sağladığı destek ve bahşettiği başarı ile tekrar tekrar gözlemlenmiş bir gerçektir.
0 yorum

Metin

Çok sağlam, kuvvetli 
Cenab-ı Hak buyuruyor:
"Hiç şüphesiz, rızık veren O, metin kuvvet sahibi olan Allah'tır" (Zariyat, 58)

Metin, güç ve kuvvetli azalmayan, güçsüz düşmeyendir. Bu durum yalnız Allah için geçerlidir. O'nun dışındaki bütün varlıklar, zamanlagüçlerin kaybeder ve zayıf düşerler. Bu değişim, allah için imkansız varlıklar için mümkündür. Allah'ın güç ve kuvvetini bilen, kendi güç ve kuvvetiyle övünmeyi terk eder, Yüce güç sahibine yönelir. 

0 yorum

Kavi

Her şeye gücü yeten, kudretli olan

Cenab-ı Hak buyuruyor:
"... Doğrusu O, kuvvetlidir; azabı da pek çetindir." (Mümin,  22)
"Allah güçlüdür. O'nun cezası şiddetlidir" (Enfal, 52)
Cenab-ı Hak kuvvetli ve kudretlidir. O'nun kuvvetine hiçbir kuvvet karşı gelemez; kudretine hiçbir güç dayanamaz. Herşey O'na kolay gelir; hiçbir şey O'na güç gelmez. Kuvvet ve kudret O'ndadır. O'nun kuvvetine sığınmak boynumuzun borcudur. 
0 yorum

Vekil

Her şeye vekil
Cenab-ı Hak buyuruyor.
"Vekil olarak Allah yeter." (Nisa, 81)
" 'Allah bize yeter. O ne güzel vekîldir!' dediler." (Al-i İmran, 173)
"Benden baska vekil edinmeyin" (İsra,2 )
Vekil, vekalet verenin ihtiyaç  duyduğu bütün şeyleri adına yapmaya yetkili kıldığı kimsedir. 
Rabbimiz vekilimizdir. Bütün işlerimiz O'nun kudretiyle cereyan etmektedir. O ne güzel vekil ve ne güzel yardımcıdır. Ancak tedbir almamız, ondan sonra Rabbimize vekaletimizi vermemiz gerekmektedir. Tedbiri almadan takdire küsmek haksızlıktır.
0 yorum

Hakk

Doğruluğu asla değişmeyen

Cenab-ı Hak buyuruyor:

"Hak geldi;  bâtıl yok oldu." (İsra, 81)

"Allah'in hiç şüphesiz hak olduğunu bileceklerdir." (Nur,  25)

"Allah, hakkın ta kendisidir." (Hac, 62)
"Hak, Rabbinizdendir."(Kehf, 29)
0 yorum

Şehid

Her şeyi anında gören, her şeye şahit olan
Cenab-ı Hak buyuruyor:
"Doğrusu Allah, her şeyin üzerinde şahid olandır." (Hac, 17)  
"Şahit olarak da Allah yeter." (Nisa, 79)
Kur'an-ı kerim'de 20 yerde geçmektedir. Her şeye şahit olan, kendisnden hiçbir şey saklanamayan, hiçbir şey saklanamayan, hiçbir şeyi unutmayandır.
Kim ne yaparsa, ne zaman yaparsa, nasıl yaparsa Allah onu yaparken görüyor. Müslüman bütün hayatı boyunca ve bilhassa namazda Allah'ı görüyor gibi olmalıdır. Her ne kadar Allah'ı göremiyorsa da Allah onu görmektedir.
 
;